2 Ekim 2010

K.Karabükspor 2 - 1 Galatasaray | Futbol Bunun Neresinde

Zor deplasman dendi, Arda-Baros yoksa takımın yarısı yok dendi, kötü zemin dendi, ne idüğü belirsiz bir hakem dendi, Emenike’yi tutacak Servet kadro dışı dendi, 12 sene önce Hagi’nin golü dendi…
Biz ne dedik? Umut var dedik, Cernat’ı kitlersek Emenike defansın içinde boğulur 5’te 15 yaparak döneriz İstanbul’a dedik. 

Genel hatlarıyla bu düşüncelere sahiptik maçtan önce.  Baros – Elano – Arda – Servet’in yokluğunda kadroyu şekillendirirken  Gökhan Zan’ı tereddütler içinde 11’e koyarken Cana-Ayhan-Misi-Aydın-Pino orta sahasını bekliyorduk. F.Riijkard ise zeminin kötülüğünde rakibe karşı fizik olarak üstün durabilmek için Aydın yerine Barış’ın fizik kondisyonuna güvenerek onu 11’e yerleştirmişti.

Daha sandalyelerde yerimizi alırken, santrayı kimin yaptığını bile görememişken yoktan yere penaltı kararı çıkıyor ve maça 1-0 geride başlıyorduk. Hakeme herkes tepkili, belki de haklı tepki ortaya konulan fakat hakemi en azından bu paragraflarda eleştirmeyeceğim. L.Cana yine hatalı bir pas veriyor ve pozisyon sonuç olarak kalemizde golle sonuçlanıyor. Uyum süreci diye kendimizi avutur durumdayız, aynı Cana Sunderland’ e gittiği zaman 10 güne uyum sürecini aşıp 1.ayında kaptanlığa yükselmiş bir oyuncu.  


Golün şokunu atlatamamışken, ne ara 10 dk. geçti derken klasiğimiz olan defansa çarpa çarpa kaleye giden top gol oluyordu.  Bu dakikadan sonra Galatasaray toparlanıp rakip üzerinde baskı kurar derken aksi oluyor topun kontrolü Karabük’te oluyordu.  Sağ kanatta Barış-S.Kurtuluş varlık gösteremezken sol tarafta Pino-Insua birbirlerine pas vermeyi zor başarıyordu. Oyuna girecek oyuncu Aydın’ken herkes sarı kartı da olan Barış’ın çıkacağını bekliyordu, fakat Mustafa Sarp’a bilmem kaç maç sabreden FR, Cana’ya ancak 25 dakika sabredebiliyordu.  Hocamızın bu tercihini hiçbir taktiksel yorum ile açıklayamıyorum ne yazıkki. 

İkinci yarıda Neill-Ali Turan değişikliği olmasına rağmen aynı taktikle başladık. İkinci 45.dk boyunca topa sahip olan takım bizdik, fakat koca devre boyunca girdiğimiz pozisyon sayısı bir elin parmaklarıyla sınırlı. Ne yapmaya çalıştığı belli olmayan, topu kanat oyuncularına verip orta yapmaya çalışan bir takım hüviyetiyle hücum etmeye çalıştık. Barış’ın kişisel atağı sonucunda 1 gol bulduk ama bu gol kimsede büyük bir heyecana neden olmadı. Bu seneki takım, son 4 haftada 12 puan toplamasına rağmen, hiçbir maçında taraftara güven vermedi, bugün de maç 2-0 olduğunda çoğu Galatasaraylı maçın dönmeyeceğini düşünmüştür.

 Yine Maçla ilgili ufak notlar yazacak olursak...

Baros için geçen hafta “Baros bu takım için ne kadar önemli olduğunu yine gösterdi. Mükemmel gol vuruşları olmasa da fiziği ve savaşçı ruhu ile ilk 11'e yazılan ilk isim, ve ne yazıkki kendisinin yedeği yok.” demiştik. Baros’un kalitesinden ziyade onun yedeğinin olmamasıdır bizi geçen sene ve bugün yakan. Kewell’e endeksli hücum etmek Kewell’den meziyetleri dışında şeyler beklemek olur ki güçlü defans oyuncuları içinde Kewell’da etkisiz kaldı. 2 senedir takıma ortasaha lazım dediğimiz kadar Baros’a yedek lazım diyoruz. Takımda vazgeçilemeyecek en önemli oyuncu Baros iken sadece bir yedeğinin bulunması yönetimin büyük başarısızlığıdır.  

Frank Riijkard ve ekibi ile yaklaşık 15 aydır beraberiz. Geldiğinde takıma bir felsefe oturtur, gençlere şans verip bir ikisini A takıma kazandırır diye umuyorduk fakat beklentilerimiz bu zamana kadar boşa çıktı. M.Skibbe’li dönemde 6 ay içinde pas futbolu ile takır takır top oynayan bir takım olmuştuk; ama aşı bu sefer böyle tesir etmedi.   

Takım yıllar sonra o inancı sahaya yansıtamıyor. Dün 17.05.09 tarihli Uefa kadrosunun bulunduğu bir program izledim. O zamanki uyumun, arkadaşlığın, inancın, forma aşkının yarısı şimdiki takımda olsa her maça başlarken bu maçı alabiliriz diyerek takımı izlerdik; ama bugünkü Karabük maçı için bile alırsak anca 1-0 alırız diyebiliyoruz.
 
Ve hakem. İlk dakika da verdiği tartışılması bile ayıp olacak penaltı kararı ile maçın ileriki dakikaları hakkında göz kırptı hepimize. Forvetlerimizin her dokunuşuna faul çalarken Kewell’in bileğine basılmaları atlayan, alakasız pozisyonlarda faul çalarak Karabük’e duran top imkanları sağlayan hakem maça 1-0 geride başlamamızdaki en büyük etken oldu. 

Gelecek hafta milli maç sebebiyle ligler tatilde. Sakatların iyileşeceği, eksik oyuncuların form düzeylerini yukarı çekmelerini temenni etmekten başka çaremiz yok şu an. Bugün alacağımız 3 puan ilk haftalarda kaybedilen Sivas ve Bursa maçlarını telafi etmiş olacaktık ama olmadı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder