Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2010

Dogru Giden Tek Şey : Parçalı Forma

Umutlarla başladığımız sezonu yarıladığımızda; kimsenin aklına getiremeyeceği, Fenerli bir taraftarın bile dileyeceğindan daha kötü bir durumdayız.

Büyük planlar kurduğumuz teknik heyeti yollamışız, takımın 2 büyük yıldızını küstürmüşüz-uyuşamamışız ve göndermekten beter etmişiz, yıllar sonra Avrupa'ya eleme turunda veda etmişiz ve devre arasına eksi (-) averajla girmişiz. Bunca kötülüğün yanında sezona başlarken parçalı formaya da hasret kalıyorduk. Alternatif forma olarak çıkartılan Aslanlı ve Mercan formaları giyerek reklamını yapıyorduk Galatasaray şirketi olarak.

Sezona Eurocup maçları altında OFK Belgrad maçları ile başladık ve Mercan forma ile tanıştık bu iki maçta. Daha sonraki 5 maçlık süreçte 4 defa Aslanlı formayı giyerek sahada sarı-kırmızı olamadık ki bu maçların yarısını son sezonunu yaşadığımız Ali Sami Yen'de oynadık.

Metin Oktay'ın ölümünü andığımız gün oynayacağımız Gaziantep maçına resmi site Aslan'lı forma ile çıkacağımızı açıkladığı andan itibaren taraftarta homurdanmalar haklı olarak başladı. Böylesi bir günde de Parçalıyı Gaziantep'in bütün formalarının parçalı ile renk karmaşına yol açacağını sebebiyle de olsa giyemem son derece acıydı.

Gaziantep maçına kadar 1 kere tercih ettiğimiz parçalı formayı daha sonra hiç çıkartmadık Ali Sami Yen'de.

İlk yarı boyunca ufak bir excel çalışması yapıp formaların giyilme durumunu çıkarttım.

Detaylı şekilde yazmaya gerek yok...
İlk yarı 22 maçın 13'ünde Parçalı giyip %60'a yakın bir oranla sahaya orjinal formamızla çıkmışız. Daha da önemlisi %75'e yakın bir oranla ASY'de parçalı forma giymişiz ki bu oran önceki senelere göre çok daha yüksek. 
Ajax, Barcelona, PSG gibi klasikleşmiş olan parçalı formamızı Alisamiyen'de %75'den daha az bir oranda giymek klasikleşmiş formaya ihanettir bana göre.

İkinci tabloda da maç maç hangi formayı giydiğimizi oluşturmuştum.

Her ne kadar içindekilerin çoğu parçalının hakkını vermiyor olsa da, sahada parçalıyı görmek son derece mutlu ediyor beni.
Şimdiye kadar giden sezonun sonunda umarım tek güzel şey olarak yine parçalı formadan bahsediyor olmayız.

Galatasaray Formaları isimli blog'da aynı konuya değinmiş. Geçen senelerde yaptıkları çalışmalar çok hoşuma gitmişti ve Ağustos ayında bu excel'e o çalışmaları örnek alarak başlamıştım. Günümüz formaları olsun, alternatif öneriler olsun, tarihteki formalarımız olsun çok güzel çalışmalar yapan bir blogtur kendileri.

6 Eylül 2010

4-3-3(2-1), 4-2-3-1, [4-1-4(2-2)-1]

4-1-4(2-2)-1

Takım büyük olasılıkla 4-3-3 veya 4-2-3-1 oynayacaktır ama son transferlerle birlikte şekillenen kadromuza uygun olabileceğini düşündüğüm 4-1-4-1 düzeni de bazı zamanlarda alternatif olarak düşünülebilir.




BAROS

ARDA - KEWELL (PINO)

M.SARP - MISIMOVIC (ELANO)

CANA

INSUA - H. BALTA - NEILL - SABRİ

UFUK




5 Eylül 2010

4-3-3(2-1), [4-2-3-1], 4-1-4(2-2)-1

4-2-3-1

4-3-3 e alternatif olarak oynayabileceğimiz, hatta şu anki kadro yapısında bize daha da uygun olduğunu düşündüğüm taktik 4-2-3-1.

İdeal 11’i de şu şekliyle oluşturabiliriz.
 
BAROS

ELANO(PINO) - MISIMOVIC – ARDA

CANA-AYHAN

SABRİ-NEILL-BALTA(SERVET)-INSUA

UFUK







4 Eylül 2010

4-3-3(2-1), 4-2-3-1, 4-1-4(2-2)-1

UEFA'dan elendik, eve döndük, transferler yapıldı ve önümüzde duble kupa heyacanı, size de garip ve komik geldi dimi? Neyse herşeye rağmen takımımızı izlemeye ve yorunlamaya devam edeceğiz.

Hocamızın oynatabileceği taktikler üzerinde durmak istiyorum bu yazıda. İlk olarak metresi:) 4-3-3 ile başlayalım.

1 Eylül 2010

2010-2011 Haziran-Eylül Transfer Raporu

Mayıs ayında sezonu 3. Bitirerek iki sezon üst üste Şampiyonlar Ligi şansını kaçırmıştık. Takımın oynadığı oyun çoğu maçta tat vermemiş ve komple eleştirilen mevkilerimiz vardı.

Sezon sonunda yapılan değerlendirmelerde ortak kanı, takımın kanayan yarasının kale- defansif ortasahalar ve bekler olduğu yönündeydi (ki Şef Gümüş Kıvrım’da yazdığımız ilk yazılar da bunun üzerineydi).

Yönetim bu sezon biraz daha değişik bir transfer politikası ile başlattı transfer sürecini. Takımdaki kadro şişkinliğini azaltmak adına bazı oyuncuları bonservisleri karşılığında satarken, elindeki yıldızlarını da para ederlerken satma çabasındaydı. Sebebi artık hepimizin aşina olduğu Uefa kriterleri. Bu doğrultuda başlayan transfer sezonu bugün itibariyle kışa kadar bitmiş oluyor. Bu sürece önce tablo olarak bakalım.
 
 GELENLER   17 m €              GİDENLER        15 m €

L.Cana 4.5 m €                        M.Topal 5 m €

J.Pino 3 m €                             A.K.Keita 8.15 m €

S.Özkan -
Ali Turan -                               Emre Güngör 2 m TL
Insua 750k- kiralık                  Uğur Uçar 1.3 m TL
Misimoviç 7 m €                 
Musa Çağıran 500 k               Özgürcan - Erhan Şentürk- Murat Akca- Semih Kaya- F. Kocaoğlu
M.Battal -                               S.Eylik - Ç.Güngör (kiralık)
Çağlar Birinci 1.5 m €

30 Ağustos 2010

Double Integral Çözülür mü?





Double integral mühendisin baş belasıdır çünkü tam tek integrali yeni öğrenmişken, yeniden ızdırab olur mühendise. Galatasaray'ın şu anda sorunlarını çözmek için doeble integrale ihtiyaç vardır. Birinci değişken yönetim, ikincisi ise transfer.

24 Ağustos 2010

SABIR KÜPÜ GALATASARAY

Biliyorum herkes bu takımın kötülüğünü dinlemekten sıkıldı ve herkes nasıl çözülür yazıları yazmaya başladı. Bir tanede benden olsun :)

21 Ağustos 2010

Hokus Pokus:Yine Yeniden Adnan Sezgin


Adnan Polat klasiğini yaptı ve adaşını yeniden göreve getirdi. Bu ikili bu seneki takımımızın günahını da sevabını da alacak iki isim. Geçmişi fazla irdelemeden,Sezgin'in geçmişine bakarsak kara lekelerden önümüzü göremeyiz(Bknz:İstanbulspor,prim), bu seneki icraatlara bir bakalım.

8 Ağustos 2010

LORIK CANA(The ULTIMATE HARDMAN)



Geçen sezon başında, tüm Galatasaraylılar'ın efsane kadro olarak adlandırdığı takımın sezon sonu hüsranının üç sebebini önceki yazılarımızda anlatmıştık. Defansla forvetin arasındaki mesafeyi 65-70 metreye uzatan ortasahalarımızdan, teknik heyet ve yönetim de bıkmış ki(taraftar olarak biz zaten tükendik)ilk transfer olarak Lorik Cana'yı gördük.

4 Ağustos 2010

GK, [DR-DL], DM

Öncelikle bek analizlerini yazdığım halde geç yayınladığım için özür dilerim. Takımda en önemli sorunlardan biri haline gelmiş fakat yaklaşık 7-8 senedir (Hakan Ünsal, Ergün Penbe, Capone ve Perez'den beri) çoğunlukla vasatı aşamayan futbolcularla doldurduğumuz bu mevkiler maalesef bu transfer döneminde de çok dikkate alınmadı.

Teknik açıdan bakacak olursak iyi bir bekin görevi takımın oynadığı taktiğe ve sisteme göre değişebilir. Takımımızın oynadığı sistemde beklerin normalden daha önde oynayan kanat oyuncularına hücumda destek vermesi ve aynı zamanda defansa yardımı sınırlı olan bu oyuncuların defansif açıklarını da kapatması lazım. Bu açıdan baktığımızda kondisyonu iyi, geriye çabuk dönebilen ve kademeye girme becerileri yüksek bek oyuncularına ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor.

Takımızın geçen sene ilk 11'de oynayan ve bu sene yine ilk 11 oynayacak gibi gözüken iki beki Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta'yı inceleyelim..

2 Ağustos 2010

[GK],DR-DL,DM

Ati'nin defansif ortasahaları değerlendirmesi, Mustafa Sarp'ı yermesinin ardından bizde kalecilerimizi değerlendirelim.
Geçen Seneki Takımımızın En Büyük Üç Sorunundan Biri Olan 

Kaleciler 
 Kalecilerin Nitelikleri;



*Sogukkanlılık
*Oyunu okuma (ceza sahası hakimiyeti)
*Yer tutabilme
*Yan toplar
*Refleks
*Topu oyuna sokabilme

Kalecilik için futbol sahasındaki en zor görev diyebiliriz, yaptıklarından ziyade yapamadıklarından dolayı yargılanırlar. Kalecilik o yüzden bir anlamda diş fırçalamak gibidir. Fırçalarsın fırçalarsın bir şey olmaz ama fırçalamadığında çürür, sorun çıkartır.(Cech-Nihat 2008)

31 Temmuz 2010

GK,DR-DL,[DM]




Öncelikle herkese merhabalar. Erdem'e yazısı için teşekkür edip, direk konuya girelim.

2009-2010 sezonunda takımımızın başarısızlığının sebeblerini irdeleyerek yazılarımıza başlıyacağız. Hepimizde CM/FM oynamış insanlar olarak, takımımızın üç bölgesinde büyük sorunlar olduğuna karar verdik. GK,DR-DL ve DM.

Ben ilk olarak defansif orta sahaları değerlendireceğim.


Geçen Seneki Takımımızın En Büyük Üç Sorunundan Biri Olan





Defansif Orta Sahalar

Defansif Orta Sahanın Nitelikleri;
• Güçlü ve dayanıklı
• Karşı takım hücum yaparken alan paylaşımını ayarlayabilen
• Karşı takım oyuncularını yıldırabilen(Gerek hırsıyla gerek sertliğiyle)
• Oyunu geriden kurabilen
• Natural Born Leader(Bilerek ingilizce kullandım, daha vurucu oldu:))
*Sıralama en gerekli niteliklerden eksra niteliklere doğru yapılmıştır.